Bilim ve Teknoloji
Bilim ve Teknoloji
Bilim ve Teknoloji
Tüm kadın giyim markası fırsatları için tıklayın !
26.Tem.2010
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Berat Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajda, bu gecenin, ”Bilerek veya bilmeyerek işlenen hata ve günahlardan tövbe ederek, günahların kalplerde bıraktığı kirlilikten arınma, sıkılan ve bunalan ruhların Yüce Rabbimizin rahmetine ve mağfiretine ulaşması adına Müslümanların önüne açılmış bir fırsat kapısı olduğunu” belirtti.
Bardakoğlu mesajında, 26 Temmuz Pazartesi gününü salıya bağlayan gecenin af, merhamet ve mağfiret gecesi olarak kabul edilen Berat Kandili olduğunu ifade ederek, Hz. Muhammed’in bu gecede Cenab-ı Allah’ın kendisinden bağışlanma dileyenleri affedeceğini, içtenlikle yapılan duaları kabul edeceğini müjdelediğini vurguladı.
Ramazan ayının müjdecisi olan bu gecenin, inananların kulluk bilinci ve hesap verme şuuruyla suç ve yanlışlardan kaçınmaları, günahlardan arınmaları ve Yüce Yaratıcı’nın sonsuz rahmet ve merhametine iltica etmeleri gerektiğini bir kez daha hatırlattığını dile getiren Bardakoğlu, mesajında şu görüşlere yer verdi:
”Bu itibarla Berat gecesi, bilerek veya bilmeyerek işlenen hata ve günahlardan tövbe ederek, günahların kalplerde bıraktığı kirlilikten arınma, sıkılan ve bunalan ruhların Yüce Rabbimizin rahmetine ve mağfiretine ulaşması adına Müslümanların önüne açılmış bir fırsat kapısıdır.
Milletimizin kandil olarak adlandırdığı bu geceler, dünyanın koşuşturması içerisinde varlık ve yaratılış gayesini adeta unutup sonu gelmez emeller ve hevesler peşinde koca bir ömrü heba eden bizlere, özümüze dönme ve kendimizi sorgulama, geçici olanla kalıcı olanı fark etme, kalp gözümüzü açma ve gönül dünyamızı temizleme fırsatı sunar. Ayrıca Rabbimize, kendimize ve bütün insanlığa karşı sorumluluklarımızı hatırlatır, bu görevlerimizi ihmal edip etmediğimizi yeniden düşünme, tövbe ederek geçmişi affettirme, dua, azim ve kararlılıkla geleceği inşa etme imkanı sağlar.”
Günümüz dünyasında, sadece ferdi ve ailevi mutluluğu değil, toplumsal hayatı, barış, huzur, dayanışma ve kardeşlik içinde yaşayabilmeyi tehdit eden maddi manevi pek çok olumsuzluğun yaşandığına dikkati çeken Bardakoğlu, Kur’an-ı Kerim’deki ”Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayan, çok esirgeyendir” müjdesinin farkına vararak günah ve kusurlardan dolayı tövbe edilmesi gerektiğini ifade etti.
Bardakoğlu, ”İbadet ve dualarla Rabbimize yakınlaşmalı, Yüce Mevlaya, ailemize, çocuklarımıza, çevremize, milletimize ve tüm insanlığa karşı olan görev ve sorumluluklarımızı yeniden hatırlayarak yeni bir ümit ve kararlılıkla geleceğe bakma melekemizi güçlendirmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.
Berat Kandili’nin kurtuluş, af ve arınma gibi anlamlara geldiğini kaydaden Bardakoğlu, bu mübarek gecenin sunduğu manevi iklime dikkat çekerek şunları kaydetti:
”Kur’an’ın öğrettiği ‘Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka kaybedenlerden oluruz’ vb. dualar, tövbe istiğfarlar ve yakarışlarla beratımızı almamızın ancak, nüzulünün 1400. yılını idrak ettiğimiz hayat rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim’i anlamakla, yaşamakla, Sevgili Peygamberimizin bizlere miras bırakmış olduğu sünnetini ve evrensel ahlaki erdemleri hayatımıza yansıtmakla mümkün olacağını hatırımızdan çıkarmamalıyız.
Gündelik hayatın getirdiği sıkıntılarla bunalan ruhlara, manevi hayatın ihmaliyle daralan kalplere bir kandil olması dileğiyle aziz milletimizin ve yurt dışında yaşayan vatandaş ve soydaşlarımızla birlikte bütün İslam aleminin Berat Kandili’ni kutluyorum. Yapacağımız ibadet, dua ve yakarışların bizleri istikamet sahibi yapmasını temenni ediyor, bu gecenin, ülkemizin, İslam aleminin birlik, dirlik ve beraberliğine, insanlığın hidayet, barış ve huzuruna, bütün müminlerin tövbe ve dualarının kabulü ile arınma ve affına vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.”
MEVLİT PROGRAMI
Ramazan ayının habercisi Berat Kandili Kanal 7’de Esenyurt Serhan Tirit Merkez Camii’nden yapılacak canlı yayınla ekrana gelecek. Berat Kandili dolayısıyla gerçekleştirilen Kandil Özel programında Türkiye’nin önde gelen mevlithan, hafız ve kârileri Kanal 7 ekranında izleyicilere manevi bir gece yaşatacak.
Berat Kandili dolayısıyla TRT 1′de yarın akşam saat 20.00′da mevlit programı yayınlanacak.
Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, Bolu Göynük’teki Gazi Süleyman Paşa Camii’nden yayınlanacak mevlit programına katılacak.
Mevlit programında Burdur Ulu Cami ile Çankırı Büyük Camii’ne canlı bağlantı kurulacak.
AA
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, yarın Berat Kandili’nin kutlanacağını belirterek bu gecenin insanların hata ve günahlarından dolayı tövbe edeceği Allah’tan mağfiret dileneceği önemli bir gece olduğunu söyledi.
26.Tem.2010
Akşam gazetesinin haberie göre Rus kadınlar, din değiştirip Müslümanlığa geçişte ilk sırayı aldı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi verilerine göre, geçen yıl Türkiye’de toplam 479 kişi ihtida (başka inançtan Müslümanlığa geçiş) etti. İlk sırada Rus kadınlar bulunuyor. Geçen yıl Müslümanlığı seçen 54 Rus’un 51′i kadın. Bu tablonun ortaya çıkmasının temel nedenlerinden biri, Rus kadınların ‘Para kazanmak amacıyla Türkiye’de kalabilmek için evlilik yapmaları.’ Ruslar, bir önceki yıl da ihtidada yine ilk sırayı almışlardı.
46 ALMAN MÜSLÜMAN OLDU
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın verilerine göre İslam’a geçişte Ruslar’ı Almanlar izliyor. Geçen yıl toplam 46 Alman, Türkiye’ye gelerek Müslüman oldu. Bu kişilerin de 33′ü kadın. İhtidada Ruslar ve Almanlar’dan sonra üçüncülüğü 30 kişiyle İngilizler aldı. Amerikalı, Belçikalı ve Fransız vatandaşlarından da ihtida edenler listeye girdi.
21-30 GRUBU DAHA HEVESLİ
Müslümanlığa geçişte, yaş gruplarında da ilginç sonuçlar var. Buna göre ihtida edenler arasında 21-30 yaş grubu ilk sırayı aldı. Bu yaş aralığındaki toplam 209 kişi Müslüman oldu. 135 kişi 31-40 yaş grubu aralığında yer alıyor. 61 ve üzeri yaşlarda olup Müslümanlığa geçenlerin sayısı ise 18 oldu.
BÜYÜK ÇOĞUNLUK ‘İNCELEYİP BEĞENDİ’
BU kişilere ‘Neden Müslümanlığı seçtiniz?’ sorusu da yöneltildi. 102 kişi ‘İnceleyip beğendik’ yanıtını verdi. ‘Evlenme’ sonucu ihtida edenlerin sayısı 64 olurken, ‘seyahat’ sonucu İslamiyet’i seçenlerin sayısı ise 1 olarak belirlendi.
İslam’ı seçen Rus kadınların sayısı artıyor. Diyanet’in verilerine göre, din değişirip İslamiyet’i seçenler arasında ilk sırada onlar var. İkinci sırayı Almanlar, üçüncü sırayı ise İngilizler aldı.
24.Ara.2009



Herşeyin zıttı ile anlam bulduğu gerçeğinden yola çıkarak ölümün de varoluşumuzun bir parçası olduğunu ve varoluşun bu şekilde anlam kazandığını söyleyebiliriz. İnsanoğlu varolduğundan bu yana ölümle ilgili düşünceler üretmiştir. Ölüm kaçınılmaz bir şekilde insanoğlunun karşılaşacağı bir durumdur. Düşünce tarihi boyunca ölümün çok farklı şekillerde tanımı yapılmıştır. Hemen hemen bütün tanımların ortak noktası ise; canlı organizmanın kendini yenileme yeteneğini yitirmesini vurgulamalarıdır.Kendi kendini yenilemeyen organizma ölü sayılmıştır.
Farklı şekillerde tanımlanabilen ölüm, hayatın her alanına, sanata, edebiyata, felsefeye ve bilime konu olmuştur.Ölüm düşüncesi” kimi için bir stres kaynağı iken, kimi için stresten kurtulma yolu; kimine göre bir yok oluş iken, kimine göre de sonsuzluğun başlangıcıdır. Bu bakış açısı sonucunda kimi insan, ölüm karşısında korku duyarken; kimi ise sevinebilmektedir.
21.Ara.2009
Yirminci yüzyılın başlarında anadolu’da yapılan kazılardan ve 1920′lerde hitit yazısın deşfre edilmeden önce hitit uygarlığı konusunda pek bi şey bilinmiyordu. Bugünki bilgilerimiz ışığında I.Ö.200-1500 yıllarında Orta Anadolu’da büyük bir uygarlığının yaşanmış olduğunu görüyoruz.
Anadolu’ya İ.Ö.2000 yıllarında yerleşem hititler demir silahları ve savaş arabalarının üstünlüğü sayesinde kısa sürede bölgeyi egemenlikleri altına aldılar. Başlangıçta birbirinden bağımsız küçük prensliklerden oluşan Hitit kent-devletleri, daha sonraları küçük krallıkların bir tek büyük krallığa bağlı olduğu imparatorluk bicimine dönüşmüştür.
Hitit imparatorluğu İ.Ö 1200 lerde doğudan Asurlular, batıdan Frigyalılar tarafından işgaledilerek yıkılmıştır.
Hititlerde Sanat Edebiyat ve Din
Hitit sanatı genelde Mezopotamya sanatı etkisinde kalmıştır. Ancak, Hitit saray ve tapınakları üzerinde görülen kapartmacılık sanatı diğer uygarlıklara göre çok ilerlemiştir. Tunç heykelcilik ve sfenksler de Hitit sanatının kendine özgü yanlarını oluşturur. Hititler edebiyat alanında da sümer ve diğer mezopotamya eserlerinin etkisinde kalmıştır. Hititler sümerlerin çivi yazısı yanında kendi buldukları Hiyeroglif’i (resim yazısı) de kullanılmıştır.
Hititler tarihsel olguları edebi bir dille yazarak tanralara bildiriyorlardı. Böylece bilinen ilk tarih metinlerini (Anallar) Hititlerde görmekteyiz.
Hititlerin dinide mezopotamya dinleri gibi çoktanrılıdır. Yine mezopotamya’da olduğu gibi burada da Hititlerin ortak tanrıları ve her kent-devletin kendi tanrıları vardır. Dinsel inançları açısın-dan da Hititler, Sümerler gibi bu dünyayla ilgilenir, ölümden sonraki yaşamı düşünmezlerdi İnsanlar tanrılara kurban keserek yalvarır, tanrılarda onları düşmanlardan fakirlikten, hastalıklardan korurlardı.
Hititlerin en önemli tanrısı, güneş tanrıçası Arinna’dır Kral bu tanrıcanın baş rahibi olup yapdığı işler hakkında ona hesap verirdi. Hititlerin ikinci önemli tanrısı Arinna’nın kocası olan gök tanrısıdır. Bu tanrı savaşlarda kralı korur ve ona yardım ederdi.
16.Ara.2009
Bilim ile din arasındaki ilişki, ikisi de son derece geniş konuları ele aldığı için son derece farklı biçimlere sahiptir. Bilim ve din birbirinden farklı yöntemlere ve sorulara sahiptir. Bilimsel yöntem doğal, fiziksel ve maddesel konulara ölçüm, hesaplama ve tanımlamayı temel alan ampirik bir biçimde yaklaşır. Dinsel yöntemler ise evrendeki ruhani meseleleri, varlıkları doğaüstü otorite ve ilâhî vahiy gibi kavramlarla açıklamaya ve anlamaya çalışır. Tarihsel olarak bilimin din ile olan ilişkisi son derece karmaşıktır. Dinsel doktrinler ve nedenler zaman zaman bilimin gelişimini etkilerken, bilimsel bilgi de dini inanışları etkilemiştir.
Tarih boyunca bazı düşünürler bilim ile dinin uzlaşamaz ve birbirine karşıt uğraşılar olduğunu öne sürse de, -ki bu genel olarak bilimin sorgulamaya dayanması, dinin ise sorgulamadan inanmayı gerektirmesinden kaynaklanmaktadır. – bazı düşünürler de aksini iddia etmiştir. Özellikle 19. yüzyılın belirli dönemlerinde din ile bilimin birbirine muhalif olduğu görünüşü kazanmıştır. Bu dönemlerde geliştirilen muhalefet, karşıtlık tezine göre bilim ile din arasındaki herhangi bir etkileşim her daim çatışmaya yol açacaktır ve din de, yeni bilimsel fikirlere karşı, saldırgan olan taraf olacaktır.[133] Her ne kadar bu anlayış 19. yüzyılda John William Draper ve Andrew Dickson White gibi isimlerce yaygınlaştırılmaya çalışılmışsa da bilim ile din arasındaki tarihsel ve bugünkü etkileşimi, çatışma anlarından işbirliği anlarına kadar, açıklamaya yeterli olmamıştır. Nitekim gerek Kopernik, Galileo, Kepler ve Boyle gibi Batı bilim tarihinde yer almış önemli isimler, gerekse İbn-i Sina Biruni ve İbn-i Heysem gibi Doğu bilim tarihinde yer almış önemli isimler oldukça dindar ve inançlı insanlardı. Bununla birlikte, bilim ile dinin tarih içinde çatıştığı meseleler de olmuştur ve bilim ile dinin uzlaşmasının mümkün olmadığını savunanlar bugün de mevcutturlar. Örneğin İngiliz evrimsel biyoloji uzmanı Richard Dawkins bilim ile dinin uzlaşmasının mümkün olmadığını şiddetle savunmaktadır. Aksi görüşte olan bilim adamları ve yazarlar da mevcuttur; ABD’li biyolog Kenneth R. Miller gibi.
Tarih boyunca din ile bilimi birleştirmeye çalışan, birbiriyle çelişmeyen yöntemler olduğunu ileri süren ve hatta birbirlerini tamamladıklarını düşünenler de olmuştur. Zaman zaman dini kanıların bilimsel yöntemlerle veya bilimsel kanıların dini yöntemlerle açıklamaya çalışanlar olmuştur. Örneğin, İbn-i Sina Tanrı’nın varlığını akıl ve mantık yoluyla açıklamaya çalışmıştır. Buna ek olarak, özellikle modern çağda, bazıları bilim ve dinin birbirinden bağımsız olduğunu, insani deneyimin birbiriyle ilgisiz yönleriyle uğraştıkları ve bu sebeple birbirlerinin alanına bulaşmadıkça, kendi alanları içerisinde, sorunsuz bir şekilde birlikte var olabileceklerini öne sürmüşlerdir.Ama bu pek de mümkün olmamıştır.