Bilim ve Teknoloji
Bilim ve Teknoloji
Bilim ve Teknoloji
Tüm kadın giyim markası fırsatları için tıklayın !
13.Ara.2009

Bilim kime hizmet eder? Teknolojik gelişmeler tamamen faydalıdır diyebilir miyiz? Bilimsel ilerlemenin bu ahlaki ya da tartışmaya açık boyutunu öncelikle bir kenara bırakalım. Dehaya, hayal gücüne, sınırsız bir araştırma ve merak hırsına ancak saygı duyulur. İşte tam bu sıfatlar Nikola Tesla’yı anlatmak için fena bir girizgâh olmayacaktır.
10 Temmuz 1856 yılında bugün Sırbistan-Karadağ sınırları içerisinde bulunan Likanın şehrinde doğdu. Graz Politeknik Enstitüsü’nde fizik ve matematik, Prag Üniversitesi’nde felsefe öğreniminin ardından hayatını çizecek olacak elektrik mühendisliği eğitimini tamamladı. Teknik eğitimi sırasında karşılaştığı ‘Gram Dinamosu’ beyninde şimşekler çaktırdı. 22 yaşındaki Tesla, hocalarına ‘bu cihazı geliştirebileceğini’ söyledi. Bu yolda çalışmalara başladı. Ömrünün sonuna kadar bırakmadığı gelişim çabası ilk kez bu aletle hareketlenmişti. Sözünü tuttu ve dört yılın sonunda “ alternatif akımla (AC) ” döner manyetik alan yaratan dâhiyane cihazı hazırladı. Şimdi elinde sağlam bir referans vardı. Elektrik ampulünün mucidi Thomas Edison, dönemin en meşhur teknoloji sanayicisiydi.
Alternatif akımı tanıtmak, araştırmalarına devam etmek ve yeni buluşlar için imkân bulmak deyince Edison’un yanında çalışmak biçilmiş kaftandı. Önce Almanya’ya oradan da Fransa’ya gitti. Paris’te Edison’un şirketinin Avrupa ayağı olan Continental Edison vardı. Tesla nihayet sesini duyurdu ve Edison onu ABD’ye davet etti.
Tesla’nın hayatının bundan sonraki kısmı hiç tanımadığı bir tarzda geçecekti. Edison’un yanına giderkenki heyecanı, onunla bir süre çalıştıktan sonra nefrete dönüşecekti. Edison, büyük paralar vaat edip, kendi buluşu olan elektrik ampulünü geliştirmesini istedi. Tesla da söz verdiği gibi istenilen geliştirmeleri yaptı. Edison sonuçtan çok memnundu. Tesla azimle çalışıyordu. Yeni başladığı ışıklandırma projesinde Tesla’dan faydalanmayı sürdüren Edison, projenin bitiminde ilk etapta olduğu gibi Tesla’ya hakkı olan paraları vermemişti. Bunun üzerine Tesla artık onunla çalışmaktan vazgeçti. Bir süre sonra da kendi şirketini kurdu. Kendi şirketinde, kendi icatları üzerine çalışmaktan keyif alıyordu. Alternatif akımın gelişimi devam ediyor, piyasanın hala bir numarası olan Edison ise doğru akımda ısrar ediyordu. Tesla buluşlarını endüstriyel malzemeye dönüştürmekte ve insanlara tanıtmakta güçlük çekiyordu. Mali sıkıntıları aşamamıştı. Tam bu sırada sanayici George Westinghouse Tesla’ya yardım edebileceğini söyledi. Tesla’ya çalışmalarına devam etmesini, iyi sonuçlar alınması halinde ona araştırmaları için gereken her türlü ekonomik desteği vereceğini söyledi.
İşte bu noktada rakip iki kuruluş ve teknolojinin birbiriyle yarışı tam bir rezilliğe dönüştü. Yüksek güç sağlayabilen alternatif akımın sokak hayvanlarının öldürülmesinde kullanılmasını ve bazı eyalet mahkemelerinin idam cezası olarak aynı teknolojiden faydalanılan elektrikli sandalyeyi tercih etmesini, Edison malzeme olarak kullanıyordu.İnsanlara alternatif akımı karalıyordu. Benzer hareketler Westinghouse’dan da geliyor o da Edison ve onun teknolojisini küçük düşürmek için her yolu mubah görüyordu. Arada kalansa yine Tesla olmuştu. O’nun inanılmaz gösterileriyle büyük para ve şöhret yakalayan Westinghouse, Tesla’yı unutmuştu. Kendi vücudundan akım geçirerek parmaklarındaki ampulleri yakan, Colorado’daki “The Gold King” madenine 3,5 km öteden elektrik taşıyıp madenin kapanmasını önleyen Tesla, Westinghouse’a Edison karşısında mutlak bir zafer yaşatmış hatta sonucunda Edison geri adım atıp Westinghouse ile ortak iş yapmayı kararlaştırmıştı. İki dev şirket, Niyagara Şelalesi’nden elektrik üretmek için birlikte çalışmaya başlamış ve sırtından geçinilen yine Tesla olmuştu.

1900 yılında ise devrin bir başka meşhur sermayedarı John Piermont Morgan, Tesla’nın çalışmalarından etkilendi ve ona maddi destek vermeye başladı. Tesla bu sefer kendi bildiği gibi yapacaktı, gerçekten gizli ve büyük bir işe soyundu. Wardenclyffe ismini verdiği bir yere kurduğu tesis, 37 metre derinlikte bir kuyu, 57 metre yükseklikte bir verici kulesi ve bir de laboratuardan oluşuyordu. Binanın yapımına harcadığı paranın yanı sıra birçok pahalı gereç satın aldı.
Herkes bu çalışmaların Atlantik’in öte tarafıyla telsiz haberleşmeyi sağlama amaçlı olduğunu düşünüyordu, ancak Tesla’nın esas hedefi bütün Dünya’ya tel kullanmadan elektrik gönderebilmekti.
Yüzyılın en büyük adımı olabilirdi. Tabii talihsizlikler ve parasızlık O’nun yakasını bıraksaydı.
J.P. Morgan bu hayalperest adamdan mali desteğini dört yılın sonunda çekti. Tesla, büyük borçların içinde yalnız kaldı. Çağdaşları, bu adamın hayalleriyle ve kalkıştığı işlerle dalga geçmeye başlamıştı. Ömrünün bundan sonraki safhalarında pek ortalarda görünmedi. Sadece ara sıra ortaya çıkıp yine tuhaf icatlar peşinde olduğunu söylüyordu. Nikola Tesla, acınacak halde geçirdi ömrünün kalanını. New York Otel’inde,5 Ocak 1943 tarihinde kalp krizi sonucu öldü.
Ömrünün özellikle ilk yarısı parlak başarılarla doluydu. Tesla Bobini olarak anılan aygıt, Tesla’nın birçok deneyinde başarıyla kullanılmış hatta beş milyon voltluk bir Tesla Bobini, ilk atomu parçalama deneylerinde kullanılmıştır. Hiç şüphesiz en büyük gösterilerinden biri de Colorado’daki laboratuarda oluşturduğu dev bobinle 40 km uzaktaki 200 ampulü yakmasıydı. Bunu yaparken 10.000 watt gücündeki enerjiyi kablo kullanmadan taşımış oluyordu.
Bazı icatları yıllar sonra ancak geliştirilebildi. Bunlar arasında yüksek çekim güçlü elektrik süpürgesi, roket tasarımı ve güneş enerjisini kullanma çalışmaları vardı. Ancak üzerinde çalıştığı bazı konular günümüzde bile duyanlara hayret verecek cinstendi.
Yerçekimsizlik, ışınlama, bedava enerji, görünmezlik ve hatta zamanda yolculuk… Günümüz bilim adamlarının bile bazıları bunları hayal ürünü ve deli saçması diye yaftalamış, bir bilim adamının en büyük özelliği olan hayal gücünden ne kadar yoksun olduklarını göstermişlerdir.
Tesla’nın hayatıyla ilgili herkes tarafından kabullenilen gerçek veriler bunlar. Bir de onu asıl önemli ve tartışmalı hale getiren olaylar var. ABD yetkililerince sürekli reddedilen ve tepki alan bazı olaylar hala O’nun hakkında ciddi birer iddia olarak durmaktadır. Pek çok kimse Tesla’nın birçok önemli konudaki çalışmalarını ilerlettiğini ancak ömrünün son zamanlarında yaptığı bu çalışmalara CIA’in el koyduğunu iddia etmektedir. Bu çalışmalardan ABD’nin teknoloji ve özellikle de silah ürettiği de iddialar arasındadır. Bir diğer önemli konu ise meşhur Philadelphia deneyidir.
ABD yetkililerince asla kabul edilmeyen bu olayın başlangıcı 1933 yılıdır. Roosvelt devlet başkanı olmuştur. Amerika’nın hep en iyi olmayı hedeflediği saha olan savaş, Roosvelt için de büyük önem arz etmektedir. Nikola Tesla’yı davet eder ve O’ndan devlet adına bazı dosyaları yürütüp yürütemeyeceğini sorar. Konuyu biraz açtığında ise Tesla’nın hep hayalperest sayılan ruhu yeniden ortaya çıkıverir. O’ndan istenen, Amerikan savaş gemilerinin radarlara yakalanmamasını sağlamaktır. Tesla görevi kabul eder ve çalışmalara başlar. Üç yılın sonunda Tesla yine fazlasıyla başarılıdır.Yapılan ilk deneyde insansız bir gemiyi radarlara fark ettirmemeyi başarmıştır. Ancak gemileri sadece radarlardan değil insanların gözünden de kaçırmıştır.
Söz konusu gemi bir süreliğine gözden kaybolur. Yetkililer şaşkınlık ve mutluluğu bir arada yaşarken, Tesla’dan bu deneyi mürettebatlı bir gemi ile yapmasını isterler. Tesla ise bunun şimdilik çok tehlikeli olduğunu, ancak gerekli geliştirmeler yapıldıktan sonra denenebileceğini söyler. ABD yetkilileri ise sabırsızdır. Bu ihtilaf Tesla’nın projeden ayrılmasına sebep olur. Almanlar’ın denizdeki üstünlüğünü bir an önce yenmek isteyen ABD, hemen çalışmaları yeniden başlatır. Projenin yeni başkanı Dr. John von Neumann’dır. Kurulan yeni ekibin en göze batan isimlerinden bir diğeri de Nazi baskısından kaçıp ABD’ye sığınan Albert Einstein’dır. Bu noktada bir parantez açmak gerekiyor. Einstein, ünlü ‘Birleşik Alan Teorisini’ 1923 yılında bir makale şeklinde yayınlamış ancak tamamlamadığı gerekçesiyle geri çekmiştir. İşte bu teorinin ABD adına çalıştığı zaman zarfında tamamlandığı ve Philadelphia Deneyi’nde büyük ilerleme sağladığı da iddialar arasındadır.
Ancak nasıl ki yetkililer(!) Tesla’nın birçok teorisini tamamlayamadığını ileri sürüyorlarsa aynı yetkililer(!) Einstein’ın da teorisini tamamladığını reddediyorlar.

Gerçekten sonuçlanıp sonuçlanmadığını teknolojik ilerlemelerin en çok ivme kazandığı savaş alanında, ancak bugünlerde görebiliyoruz. Parantezi kapatıp konumuza dönelim. Amerikan Deniz Kuvvetlerine ait Eldridge isimli gemi, mürettebatı ile birlikte Philadelphia açıklarında deneye tabi tutulacaktır. Gerekli donanım yüklenir. Deneye Andrew Furuseth isimli ticari bir gemi de tanıklık edecektir. Nitekim deneyle ilgili daha sonra öğrenilenler, bu gemidekilerin açıkladıklarından başka bir şey değildir. Ancak ne tuhaf ki ABD yetkilileri bu deneyi yalanladıkları gibi, ticari gemide çalışan Carlos Allende’nin söylediklerinin de ciddiye alınmamasını istemiştir. Burada bir kez daha parantez açmamız gerekecek. Carlos Allende, arkadaşı, uzay araştırmacısı Morris Jessup’a göndermiş olduğu mektupta bu deneyin ayrıntılarını anlatmış, bir süre sonucu tam olarak bilinmeyen bir hastalıktan ölmüştür.
Mektubu alan Morris Jessup’sa 1959 yılında intihar etmiştir. Bu tuhaf olaylar insanın aklını kurcalıyor elbette ancak deneyle ilgili en çarpıcı delillerden birisidir bu mektup. Deneye kaldığımız yerden devam edelim. 22 Temmuz 1943 günü şalterler indirilir ve deneye başlanır. Gemi yine gözden kaybolur. 15 dakika sonra şalterler indirilir ancak olanlar dehşet vericidir. Gemi telsizleri cevap vermemektedir. Bir süre sonra gerçekler su yüzüne çıkar. Mürettebatın durumu hiç de iyi değildir. Kimisi korkudan denize atlamış (cesetleri bulunamadı) , büyük kısmı aklını kaçırmış, bazıları vücutlarının çeşitli yerlerinden hatta bazıları tamamı ile çelik kolonlarla kaynaşmışlardır. Ellerinden ya da kollarından kaynaşanların bu uzuvları kesilip protezleri takılır fakat hiçbir zaman tam manasıyla iyileşemezler. Sağ kurtulanlarda ise hayatlarının geri kalan kısmında çok tuhaf olaylara rastlanır. Duvarlardan geçebilme, boyutlar arası yolculuk (ki kimisi boyutlar arasında sıkışarak taşlaşmışlardır), yok olup başka bir yerde maddeleşmek sağ kalan mürettebatın karşılaştığı olaylardır.
Henüz bu olayın senesi dolmadan doyumsuz Birleşik Devletler yeni bir deney istediler. Optik görünmezliğe ihtiyaç duymadıkları sadece radar görünmezliğini istediklerini söylediler. Ancak bilim adamları görünmezlik ışığını görmüştü ve üzerine gitmeye kararlıydı.28 Ekim 1943 günü yeni deney için motorlar çalıştırıldı. Mavi-yeşil dev bir ışık patlamasının ardında gemi yine kayboldu. Bu sefer sonuç bambaşkaydı. Gemi birkaç saniye sonra 600 km uzaktaki Nolfolk açıklarında görünürü hale geldi. Birkaç dakika orada görünür vaziyette kalan gemi daha sonra tekrar Philadelphia açıklarına döndü. Buna ister elektronik kamuflaj deyin ister ışınlama. Bilim adamları koca gemiyi saniyeler içerisinde 600 km ötede görünür hale getirmeyi başardılar…
Başta da belirttiğim gibi ABD yetkililerince asla kabul edilmeyen bu deneyle ilgili iddialar böyle. Tesla ile ilgili bir çok konu gibi bunda da çelişki ve soru işaretleri çok fazla. Kimi bilim adamları Tesla için 20. yüzyılı o bulmuştur derken, kimileri O’nun hayalperest bir deli olduğunu düşünüyor. Zannediyorum ki bu çelişkinin bizi götüreceği yer belli: Her meslek dalında olduğu gibi bilim adamlarının güdümlü olanları da maalesef mevcut.
Hazırlayan: İ.Hakkı Polat