Biyografi

Tüm kadın giyim markası fırsatları için tıklayın !

Funda Arar

1975 yılında Ankara’da doğdu. İlk öğrenimini Ankara’da, orta ve lise öğrenimini babasının görevi nedeniyle Muğla ve Adapazarı’nda tamamladı. Müziğe olan ilgisi ve yeteneği küçük yaşlarda fark edilen Funda Arar, ilkokul 3. sınıftan itibaren mandolin ve solfej dersleri almaya başladı.1992 Yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı sınavını ilk 5′in içine girerek kazandı. Okulu bitirdikten sonra iki yıl boyunca müzik öğretmenliği ve sahne çalışması yaptı.
2000 yılı Mart ayında sessiz sakin görünümlü hüzünlü gencecik bir kız üzerinde siyah bir manto güvercinler arasında ”sokaktayım kimsesiz bir sokak ortasında / yürüyorum arkama bakmadan yürüyorum / yolumun karanlığa karışan noktasında / sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum” diye haykırıyordu. Necip Fazıl Kısakürek’in şiiri ”Kaldırımlar” şarkı olmuş ve Türkiye Funda Arar’ı bu şarkıyla tanımıştı. Güçlü sesi usta yorumuyla dikkatleri çekmişti .

Bu hüzünlü şarkının ardından Funda Arar ”Aysel” le bizi 1950′li yıllara götürdü. O yılların atmosferinde ustaca Tango yapıyordu. Ardından ”Sonu Yok Bu Aşkın” ile Funda Arar bu kez bir kumsalda yalnızlığı ve hüznü anlattı. 2001 yılının Şubat ayında ise Kıraç ile birlikte yaptığı düet albüm ile karşımıza çıktı. İlk kliplenen şarkı ”Sevgiliye” oldu bu albümde. ”Sevgiliye albümünün bir başka özelliği ise Funda Arar’ın bestecilik yönünü ortaya koyan ilk çalışma olmasıydı. Sözleri ve Müziği Funda Arar’a ait ”Seni Düşünürüm” ün klibinin yayına girmesiyle birlikte çok daha geniş kitleler onu tanıdı ve sevdi.

Funda Arar’ın 2002 Mart ayında ikinci solo albümü Alagül’ü müzik severlerin beğenisine sundu. Bu albümünden ”Alagül” ”Seninim” ”Belki Bir Gün’ ”Arapsaçı ” ve ”Affet” şarkılarına klip çekildi. Bu albüm ile birlikte 2002 ve 2003 yılında Üniversitelerin Bahar şenlikleri, festivaller ve bayi toplantıları içeren yoğun bir konser dizisi gerçekleştirdi.

Magazin Gazetecileri Derneği’nden 2002 yılında Kıraç ile birlikte yaptığı Sevgiliye albümü dolay

Necdet Tokatlıoğlu

Necdet Tokatlıoğlu (d. 30 Ocak 1933, İzmir – ö. 27 Eylül 2008, İstanbul),

Türk besteci, solist, korist, müzisyen ve orkestra şefidir. Kendi bestelerinden oluşan 5 plak ve çok sayıda 45′lik plak dolduran Tokatlıoğlu’nun, 95′e yakın Türk Sanat Müziği bestesinin 68′i TRT repertuvarında bulunmaktadır. En tanınmış yapıtlarından bazıları Bir Sevgi İstiyorum, Gelme İstemem Artık ve Al Aşkını Çal Başına’dır.

Necdet Tokatlıoğlu 1933 yılında İzmir’e bağlı Yelki’de doğdu. Müziğe ilk adımını 1948 yılında 15 yaşındayken İzmir Türk Musıkisi Cemiyeti’ne girerek attı. Ahmet Aksoy ve İlyas Tonguç’tan özel müzik dersleri aldı.

1951 yılında Mehmet Kasabalı’dan ud ve nota dersleri alan Tokatlıoğlu, 1952 yılında TRT İzmir Radyosu’na giren ilk ses sanatçılarından oldu. İlk bestesini yaptığı 1954′te, yetişmiş sanatçı sınavını kazanarak TRT Ankara Radyosu’na girdi ve burada ud ve ses sanatçısı olarak çalışmaya başladı.

Necdet Tokatlıoğlu, TRT Ankara Radyosu’nda çalıştığı dönemde bir yandan da Mesude Çağlayan ve Saadet İkesus’tan şan dersleri aldı. 1960′da TRT Ankara Radyosu Müzik Yayınları Şefliği’ne atanan Tokatlıoğlu, bu görevin sonrasında 1970′den, emekli olduğu 1981 yılına dek radyoda solistlik görevinin yanı sıra koristlik ve program şefliği yaptı.

Kendi isteğiyle emekli olduktan sonra, İstanbul’a yerleşti ve çalışmalarını burada sürdürdü.

Pek çok ödül ve plaket sahibi olan Tokatlıoğlu, aynı zamanda birçok uluslararası organizasyonda görev aldı ve çeşitli ülkelerde konserler verdi.

Ud ve piyano çalan Necdet Tokatlıoğlu, yaşamının son yıllarında İstanbul Koç Allianz Korosu’nu ve adı verilen Necdet Tokatlıoğlu Kabataş Musıki Derneği korosunu çalıştırdı.

20 Mayıs 2007′de İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, doğduğu yer olan Güzelbahçe Yelki’ye heykeli dikildi.

Evli olan Necdet Tokatlıoğlu’nun, iki kızı ve bir torunu bulunmaktaydı.

Saadettin Kaynak

Saadettin Kaynak (d. 1895, İstanbul – ö. 3 Şubat 1961, İstanbul), klasik Türk müziği bestecisi.

Ali Alâaddin Efendi’nin oğludur. Sesinin güzelliği nedeniyle genç yaşta hafız olmuştur. Öğretmenleri Hafız Melek Efendi, Kaşımpaşa Küçükpiyale Cami İmamı Hafız Cemal Efendi, Neyzen Emin Dede ve Muallim Kâzım Uz’dur. Dinî müzik ile din dışı müziği birlikte yürütmüş ilk bestesi olan hüzzam şarkısı ”Hicran-ı Elem”i 1926 yılında yazmıştır. İlk Türkçe ezanı da seslendiren Saadettin Kaynak’tır.

Müzik eğitimini İstanbul Üniversitesi’nde tamamlamış ve daha sonra Güney Doğu Anadolu’da yerel müzikler üzerine araştırmalar yapmıştır. 1940-1950 yılları arasında seksenin üzerinde film müziği bestelemiştir. 1955 yılında felç geçirmiş 3 Şubat 1961 tarihinde İstanbul’da Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde ölmüştür. Merkez Efendi Mezarlığı’nda gömülüdür.

Saadettin Kaynak’ın vasiyeti:
“ Bu evde benim bir pardösüm, iki kat elbisem, bir bavulum, bir radyom, bir buzdolabım var. Bunları Gülfiye (eşi)’ye bırakıyorum. Benim evimde birikmiş param yoktur. Emri hak vaki olduğu zaman Sıraselviler’deki apartmanımın 1, 3, 9 numaralı dairelerinden kiralar alınıp cenazemin teçhiz ve tekfinine (kefenleme işlemi) sarf edilsin. Cenaze namazım Nuruosmaniye Cami Şerifi’nde kılınsın. Merkezefendi’de kabrim hazırdır. Kabir taşımı Gülfiye yaptırır. Yazılacak şey şudur: Sultanselim Cami Şerifi Başimamı ve Sultanahmet Cami Şerifi İkinci İmamı ve Hatibi Meşhur Bestekâr Hacı Hafız Sadettin Kaynak’ın ruhuna fatiha. ”

Sadettin Kaynak, vasiyetinde sözü geçen Sıraselvilerdeki apartmanı varlık vergisiyle zor duruma düşen bir vatandaştan satın alır ve ölünceye kadar eski sahibinden kira almaz.

42 ayrı makamda yazdığı 330 kadar eseri bulunmaktadır.

Eserlerinden bazıları:

* Gönül Nedir Bilene Gönül Veresim Gelir - Nihavent
* Leyla Bir Özge Candır - Segâh
* Niçin Baktın Bana Öyle - Uşşak
* Yadeller Aldı Beni - Hicaz
* Çile Bülbülüm Çile - Muhayyer
* Be

Zeki Müren

Zeki Müren (d. 6 Aralık 1931 (*), Bursa - ö. 24 Eylül 1996, İzmir), Türk Sanat Müziği sanatçısı.Makedonya Üsküp’ten Bursa’ya göç etmiş bir ailenin mensubudur.

Bursa’da başladığı orta öğrenimini İstanbul’da Boğaziçi Lisesi’nde tamamladı. İstanbul’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin Yüksek Süsleme Bölümü Sabih Gözen atölyesinden mezun oldu. Desen çalışmalarını öğrencilik yıllarından başlayarak pekçok kez sergiledi.

Zeki Müren, Bursa’da tamburi İzzet Gerçeker’den aldığı solfej ve usül dersleriyle musiki bilgileri öğrenmeye başladı. 1949′da, Boğaziçi Lisesi’nde okurken Agopos Efendi (sinema yönetmeni ve senaryo yazan Arşavir Alyanak’ın babası) ile udi Kirkor’dan aldığı derslerle de musiki eğitimini sürdü. Daha sonra fasıl musikisini iyi bilen ve geniş bir repertuvarı olan Şerif İçli’den çeşitli eserler meşk etti Refik Fersan’dan, Sadi Işılay’dan, Kadri Şençalar’dan yararlandı.

1950′de sınavla İstanbul radyosu’na girdi. İstanbul radyosunda 1951′de, canlı olarak yayımlanan bir programda ilk radyo konserini verdi ve bu konseri çok beğenildi. Bundan sonra Türkiye radyolarında düzenli olarak okumaya başladı. Radyo programları on beş yıl sürdü, bunların çoğu canlı yayın programlarıydı.

Müren bundan sonra kendini daha çok sahne ve plak çalışmalarına verdi. Alışılmış kalıpları zorlayan elbiseleri ve sahne davranışı ile halkın ilgisini sürekli olarak üstünde tutmayı başardı.

Zeki Müren 600′ü aşkın plak ve kaset doldurdu. Plağa okuduğu ilk şarkı Şükrü Tunar’ın ”Bir muhabbet kuşu” güfteli şarkısıdır. Müren 1955′te ”Manolyam” adlı şarkısıyla Türkiye’de ilk kez verilen Altın Plak Ödülü’nü kazandı.

Zeki Müren Türkiye’de en çok konser veren ses sanatçısıdır. Bir yılda yüz konser verdiği dönemler olmuştur. Kendisine ’sanat güneşi’ ünvanı verilmiştir. Yabancı ülkelerde de birçok konser vermiştir.

1958 yılında yedek subay olarak İstanbul Ordu Temsil Bürosu’nda askerliğini yaptı.

İki yüz dolayında şarkı besteledi. On yedi yaşındayken bestelediği ”Zehretme

Carla Bruni kimdir biyografisi

Carla Bruni-Sarkozy nın (doğum yılı 23 Aralık 1967 dır) Torino, Italya, Carla Bruni Tedeschi) bir İtalyan ve Fransız müzisyenlik ve fotomodelci olarak bilinmekdedir. Carla Bruni-Sarkozy Fransa cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin eşidir.

http://img.bilgicity.org//resimler/0a28fa6656144b2c17aec16e060b5a0a.jpg

İtalyanın Torino şehrinde doğmuştur ve 5 yaşından itibaren Carla Bruni Fransa’da büyüdü sonra İsviçre’de bir yatılı okul Internatta okul eğitimini görmüştür. Carla Bruni’nin Babası Pirelli- şirketin önemli ortaklarından biri olarak biliniyordu, Carla Bruni’nin annesi olan Marysa Borini, Alberto Bruni Tedeschi’nin manevi evladı, tanınmış bir klasik piyanist olarak biliniyor olmasıdır. Ablası Valeria Bruni Tedeschi bulunuyor.

Carla Bruni 1990′lı yılların en çok para kazanan süper modelist olarak biliniyordu. Modellik kariyerinden sonra Bruni müzik dünyasına ilk adımını atdı ve 2002 yılında Fransızca seslendirdigi Quelqu’un m’a dit (birisi bana dedi) adli albümünü çıkardı. Bu albüm en ço beğeniyi Fransa ve İsviçre gibi şehirlerde başarılı olmuştur. Özellikle yumuşak, yalın ve tiz sesiyle beğenildi.

Süpermodel yaşamı (1987–1998)

http://img.bilgicity.org//resimler/c3f4f2c39bd53f2a5e3a56db38a61e2e.jpg

Carla Bruni ondokuz yaşında girdiğinde sanat ve mimarlık eğitimininden vaz geçerek model olarak çalışmaya başladı. İlk önce moda dergilerin kapak sayfalarında yer almıştır ve örnek olarak L’Oréal  daha sonra ile Christian Dior’u temsil etti. 1995 ve 1997 yıllarında ünlü tasarımcı Valentino, Yves Saint Laurent ve John Galliano için çalisti. Bruni 7,5 milion dolar yıllık kazanç ile en fazla kazanan süper modeller arasında yer almayı başarabildi. Bu zaman içinde çeşitli sinema filmlerde yer almıştır 1995 in Catwalk ve 1997 in Paparazzi . 1998 yılları arasındaa Carla Bruni moda dünyasından ayrıldı.

Müzik çalışmaları (2000 yılından itibaren)

http://img.bilgicity.org//resimler/a92c1aff87a026358ac45d5c80ad7b31.jpg

Carla Bruni 2002 yıllarında Quelqu’un m’a dit albümü kamuoya tanıtı. Bizat kendisi hem besteleyerek hem de söz yazar ve seslendiren ve gitarı kendisi oynadı/ çalmıştır.

Louis Bertignac’nun “Longtemps” albümü için 2005 yıllında 10 parçalar için söz metnini yazdı.

Carla Bruni 2006 senesinde Aldo Romano yeni Chante albümünde ile bir düett açıkladı. Ayrıca Alman jazz-trompetci Till Brönnerin Oceana albümünde dilenebiliyor.

Le plus beau du quartier şarkısını ,Quelqu’un m’a dit albümünden alınarak 2006 yıllında H&M-reklamlarında değerlendirdi.

Conversations With Other Women filmin Le plus beau du quartier ve J’en Connais şarkıları ilede kullanıldı.

Carla Bruni ikinci albümü olan  No Promises 12 Ocak 2007 de piyasaya sürüldü. Sade İngiliz lyrik şiirleri ilecd seslendirildi. William Butler Yeats’in “Those Dancing Days Are Gone” şiiri Carla Bruni 2007 No Promises albümünde seslendirildi.

Edison’un Hayatı Biyografisi

EDİSONUN ÇOCUKLUĞU
İnsanlık tarihinin en büyük bilim adamlarından biridir Thomas Edison, 1847de Amerika Ohio eyaletinde dünyaya gelmiştir. 7 yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan’daki Port Huron’a göç  etmişlerdir  ilk okul yılına  Port Huron da başladı. ancak okula başladıktan hemen hemen üç ay sonra gibi süre içinde algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan atılmıştır. Okuldan atıldıkdan sonra üç yıl boyunca özel bir öğretmen tutularak onun eğitmenliği tarafından eğitilmiştir. oldukca meraklı, akıllı ve yaratıcı kişiliğe sahip bir çocuk olan Edison, 10 yaşına ulaşdığında fizik ve kimya kitaplarına ilgi duymaya başladı.

http://img.bilgicity.org//resimler/37ead10441899366376771d639444178.jpg

Oniki yaşına girdiğinde ailesine katkıda bulunmak için Port Huron ile Detroit arasında çalışan trende gazete satmaya başlayan Edison, evlerindeki laboratuvarını trenin yük vagonuna taşıyarak, çalışmalarını burada sürdürdü. Bu dönemde Edison; Michael!Faradayın Experimental Research in Electricity adlı yapıtını okudu ve derinden etkilendi. Bunun üzerine öte yandan Faraday’ın deneylerini tekrarladı bir yandan da projelediği deneylerine ağırlık vererek daha düzenli çalışmaya ve notlar almaya başladı.

EDİSON’UN BAŞARILARI
1868′de kendine atölye kurarak aynı sene içerisinde icat etdiği elektrikli bir oy kayıt makinasının patentini aldı. Alet oldukça ilgi topladı acak kimse tarafından satın alınmadığı için tüm parasını kaybeden Edison, Boston’dan ayrılarak New York’a yerleşti. Edison’un şansı altın borsasının düzenlenmesinde kullanılan telgrafın bozulması üzerine döndü. Borsa yetkililerinin istemi üzerine aygıtı ustaca tamir eden Edison, Western Union Telegraph Company’den geliştirilmekte olan telgraflı kayıt aygıtları üzerinde yetkinleştirme çalışması yapma önerisi aldı. Bunun üzerine bir arkadaşı ile birlikte Edison Universal Stock Printer mühendislik şirketini kurdu. Ve sattığı patentlerle kısa sürede önemli bir servet edindi.

Bu parayla New Jersey’deki Newark’ta bir imalathane kurarak telgraf ve telem aygıtları üretmeye başladı. Bir süre sonra imalathanesini kapatarak New Jersey’deki Menlo Park’ta bir araştırma laboratuvarı kurdu ve tüm zamanını yeni buluşlar yapmaya yönelik çalışmalara ayırdı.

Edison, 1876′da Graham Bell’in geliştirdiği konuşan telgraf üzerinde çalışmaya başladı. Aygıta karbondan bir iletici ekleyerek telefonu yetkinleştirdi. Ses dalgalarının dinamiği üzerine yaptığı bu çalışmalardan yararlanarak 1877′de sesi kaydedip yineleyebilen gramafonu geliştirdi. Geniş yankı uyandıran bu buluşu ününün uluslararası düzeyde yayılmasına neden oldu.

1878′de William Wallace’in yaptığı 500 mum güçündeki ark lambasından etkilenen Edison, bundan daha güvenli olan ve daha ucuz bir yöntemle çalışan yeni bir elektrik lambasını geliştirme çalışmasına girişti. Bu amaçla açtığı bir kampanyanın yardımıyla önde gelen işadamlarının parasal desteğini sağladı ve Edison Electric Light Company’yi kurdu. Oksijenle yanan elektrik arkı yerine havası boşaltılmış bir ortamda (vakum) ışık yayan ve düşük akımla çalışan bir ampul yapmayı tasarlıyordu. Bu amaçla 13 ay boyunca flaman olarak kullanabileceği bir metal tel yapmaya uğraştı. Sonunda 21 Ekim 1879′da özel yüksek voltajlı elektrik üreteçlerinden elde ettiği akımla çalışan karbon flamanlı elektrik ampulünü halka tanıttı. Üç yıl sonra New York sokakları bu lambalarla aydınlanacaktı.

Biyogrifidende anlaşıldığı gibi edison dünya tarihinde tanınmış bilim adamlarından biri olarak tarihe adını yazdırmışdır.

Nasreddin Hoca’nın Hayatı Biyografi

Çoğu insan aslen nasretdin hocayı masal kahramanı zannetmekdedir kesinlikle bu doğru değildir. Nasretdin hoca konyada yaşamış gerçek alim,bilgle insanıdır.

Nasreddin Hoca 13. yüzyıl Anadolusu’nda yaşadığına inanılan bir halk bilgesinin adı olup, Türk folklorunun en önemli fıkra kahramanıdır.

Yazıya geçirilmiş ilk Nasrettin Hoca hikayesi 1480 tarihli Sarı Saltuk’un hayatını anlatan Ebu’l Hayr Rumi’nin Saltuknamesi’de bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan’ın şehzadeliği esnasında verdiği talimat üzerine Ebül hayr Rumi tarafından Saltukname yedi senelik bir çalışma sonucunda Türk sözlü geleneğinden toplanarak 1480 yılında tamamlanmış ve kitaplaştırılmıştır. Abdullah Efendi´de başlamış ve tahsilinin sonunda babasının yerine köyünde imamlık yılında vefat ettiği şeklindeki rivayet göz önüne alınırsa, onun, Selçuklular devrinde yaşadığını ve Timur Han ile görüşmediğini dikkate almak gerekir.
Nasreddin Hoca’nın Hayatı

Nasrettin Hoca`nın 1208 yılında doğduğu,babasının imam Abdullah Hoca annesinin ise Sıdıka Hatun olduğu söylenir. 19. Yüzyılda yaşamış Sivrihisar müftüsü Hüseyin Efendi’nin “Mecmua-i Maarif” adlı eserinde Sivrihisar’ın Hortu köyünden olduğu idida edilmişse de bu bilginin doğruluğu şaibelidir Fuat Köprülü Hicri 655-659 tarihli Hacı İbrahim ve Seyyid Mahmûd Hayrâni vakıfnamelerinde bahsi geçen kişinin Nasrettin Hoca olabileceğini şahit olarak hâkim huzuruna çıktığını bildirmiştir. Nasreddin hoca Selçuklu döneminde yaşamış derviş Behlül-ü Dânâ, Bulgar ve Makedon Hitar Petar, Sicilyalı Giufà ve Alman Till Eulenspiegel, yoksul Rus Yahudisi Herşele Ostropoler adlı kahramanlarla şaşırtıcı benzerliklere sahip olması gerçek bir insan olma özelliğini şüpheye düşürmektedir[1]. Kimi yazarlara göre Uygur dilinde bile Yunanca “sahip” anlamına gelen “Efendi” olarak tanımlanması öykülerin Anadolu kökenini vurgularken, eşeğe ters binmesi gibi Hristiyanlığı anmımsatan mizah unsurları her Anadolu dervişinin Horasan kökenli olmayabileceğini de düşündürmektedir.Bir söylenceye göre İstanbul`un ilk kadısı ünlü bilgin Sivrihasarlı Hızır Bey ve Tazarruname yazarı Sinan Paşa`nın Nasrettin Hoca`nın torunları olduğu söylenmektedir.

Karakteri

Nasreddin Hoca, insanlara doğru yolu gösteren, iyilikleri bildiren, doğruya sevk eden ve kötülüklerden sakındıran bir veli idi. Bu işi yaparken tabiatı icabı kendisine has bir yol tutmuştur. Böylece hakkın anlatılması ve cemiyetteki bozuk yönlerin düzeltilmesi için, meseleyi halkın anlayacağı bir dil ve üslub ile, gayet manidar latifeler halinde kısa ve öz olarak dile getirmiştir. Özhan Öztürk Nasreddin Hoca’nın Moğol işgali altında kıvranan Anadolu halkının çaresiz yazgısının sembolü olduğunu, yazılı basının olmadığı bir dönemde yöneticiler ve kamu düzeninin eleştirisi Hoca’nın ağzından dile getirildiğine [2] Pertev Naili Boratav

Bu latifelerin toplandığı eserlerden biri, Londra´da British Museum´da. Haza Terceme-i Nasreddin Efendi Rahme başlıklı yazma eserdir. Ancak bu eserdeki latifelerin bir kısmı, onun üslubuna ve nükte tekniğine uymamaktadır. Nitekim eserin sonunda bu durum: “İşte Nasreddin Efendinin kibar-ı evliyadan (Evliyanın Büyüklerinden) olduğuna şek ve şüphe yoktur. Merhumun bu kıssalardan haberi var, yok böyle yazmışlar. Her kim okuyup tamamında bu merhumun ruhu için bir Fatiha bağışlarsa, Hak sübhane ve teala ol kimsenin ahir ve akıbetini hayr eyleye” şeklinde belirtilmiştir. Ayrıca, Nasreddin Hoca adlı eserde başka nüktelerine yer verilmiştir.

Nasreddin Hoca, fert ve toplumu her yönüyle çok iyi tanımış, insanların aile, komşuluk, dostluk, ticari münasebetlerine ait cemiyette gördüğü aksaklıkları düzeltmek ve onlara nasihat etmek maksadıyla nüktelerle dile getirmiş, onları düşünmeye ve doğruya sevk etmiştir. Sosyologlar ve psikologlar, insanı ve cemiyeti tanıyıp, onların çeşitli yönlerini incelemek için onun latifelerinden çok istifade etmişlerdir. dönemin ünlü kadılarının bile Nasrettin Hocadan yardım ve öğüt aldığı söylenir. Nasreddin Hoca fıkraları, batı dillerine de çevrilmiş ve bu dillerde Hoca hakkında mühim neşriyat yapılmıştır. Bunlar arasında Pierre Mille´in Nasreddin et son epouse adlı kitabı, Edmonde Savussey´in La Litterature Populaire Turque adlı eserindeki Nasreddin Hoca bölümü, Jean Paul Carnier´in Nasreddin Hoca et ses Histoires Turques adlı eserleri zikretmek yerinde olur.

Bilim ve Teknoloji - nüfus kayıt örneği - e devlet -