Bilim ve Teknoloji
Bilim ve Teknoloji
Bilim ve Teknoloji
Tüm kadın giyim markası fırsatları için tıklayın !
27.May.2011
Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) ile kenetli Amerikan uzay mekiği Endeavour’ın iki astronotu, mekiğin son görevindeki dördüncü ve son uzay yürüyüşüne çıktı.
Astronotlar Mike Fincke ile Gregory Chamitoff, 1998′den bu yana inşası süren UUİ’ye 15 metrelik robot kol yerleştirmek üzere sabah erken saatlerde uzay yürüyüşüne başladı.
Uzay yürüyüşü yapan son mekik mürettebatı olan iki astronotun 6.5 saat sürmesi beklenen çalışmalarından sonra artık bütün uzay yürüyüşleri UUİ’de görevli mürettebat tarafından yapılacak.
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) 30 yıllık uzay mekiği programının sondan bir önceki uzay yolculuğunu yapan Endeavour, pazar günü 16 günlük bu son görevini tamamlayarak 6 kişilik mürettebatıyla UUİ’den ayrılacak.
NASA’nın son uzay mekiği yolculuğu için planladığı Temmuz ayında da Atlantis son uzay yolculuğunu yapacak. Ardından da ABD’nin uzay mekikleri müzeye kaldırılacak.
26.May.2011
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Mars’ta 22 Mart 2010′dan beri sessiz bulunan kaşif robot Spirit ile temas kurma çabalarına son veriyor.
NASA’nın Pasadena’daki Jet Motorları Laboratuvarından yapılan açıklamada, Spirit ile bugün son kez temas kurma girişiminde bulunulacağı belirtildi.
NASA, uzun Mars kışının sona ermesi ve güneşin biraz parlamasından, güneş enerjisinin artmasıyla Spirit’in biraz güç toplayabileceği düşüncesiyle geçen yıldan bu yana robotla temas kurma girişimlerini sürdürüyordu.
NASA uzmanları, Spirit’in ısıtma sistemini çalıştırmak için güneş panellerinin yeterli enerji üretememesi nedeniyle, geçen kış Kızıl Gezegen’de daha önce geçirdiği 6 kış mevsiminden çok daha düşük sıcaklıklara maruz kaldığını ve soğuğun önemli elektronik devre ile temel unsurlarda hasara yol açtığını düşünüyor.
Spirit 3 Ocak 2004′de sadece üç aylık bir görev için Mars’a indirilmişti. Kızıl Gezegen’e bundan üç ay sonra gönderilen ikizi Opportunity ise hala faal durumda bulunuyor.
NASA, yeni Mars robotu Curiosity’yi kasımda uzaya gönderecek.
25.May.2011
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Mars’ta 22 Mart 2010′dan beri sessiz bulunan kaşif robot Spirit ile temas kurma çabalarına son veriyor.
NASA’nın Pasadena’daki Jet Motorları Laboratuvarından yapılan açıklamada, Spirit ile bugün son kez temas kurma girişiminde bulunulacağı belirtildi.
NASA, uzun Mars kışının sona ermesi ve güneşin biraz parlamasından, güneş enerjisinin artmasıyla Spirit’in biraz güç toplayabileceği düşüncesiyle geçen yıldan bu yana robotla temas kurma girişimlerini sürdürüyordu.
NASA uzmanları, Spirit’in ısıtma sistemini çalıştırmak için güneş panellerinin yeterli enerji üretememesi nedeniyle, geçen kış Kızıl Gezegen’de daha önce geçirdiği 6 kış mevsiminden çok daha düşük sıcaklıklara maruz kaldığını ve soğuğun önemli elektronik devre ile temel unsurlarda hasara yol açtığını düşünüyor.
Spirit 3 Ocak 2004′de sadece üç aylık bir görev için Mars’a indirilmişti. Kızıl Gezegen’e bundan üç ay sonra gönderilen ikizi Opportunity ise hala faal durumda bulunuyor.
NASA, yeni Mars robotu Curiosity’yi kasımda uzaya gönderecek.
22.May.2011
NASA’nın 200 bin galaksi üzerinde 5 yıl boyunca ve kozmik zamanda 7 milyar ışık yılı geriye gidilerek yapılan gözlemler sonucunda, evrende karanlık enerjinin, yer çekimi gücüne baskın olduğu ve evrenin giderek artan bir hızla genişlemesini sağlayan düzenli ve tek vücut bir güç olduğu teyit edildi.
NASA’nın internet sitesinde yer alan habere göre, uzayda bulunan “Galaksi Evrim Kaşifi (Galaxy Evolution Explorer)” aracı ve Avustralya’nın Siding Spring dağlarının zirvesinde bulunan teleskopla yapılan gözlemleri izleyen dikkatli ölçümler, galaksilerin birbirinden uzaklaştığı bilgisini bir kez daha doğrularken, bulgular, karanlık enerjinin varlığının, şimdiye kadar sağlanan en iyi teyidi oldu.
Avustralya’daki Swinburne Teknoloji Üniversitesi’nden Chris Blake, bu durumu, “bir taşı havaya attığınızda, bir süre sonra hızının azalmayıp, giderek artması ve havada giderek daha hızlı biçimde yol almayı sürdürmesi gibi” ifadeleriyle tanımlıyor.
Araştırmayla ilgili iki makalenin yazarlarından olan Blake, karanlık enerjinin bir kozmolojik sabit güç olduğunu en iyi şekilde teyit ettiklerini belirterek, baskın olan yer çekimi olsaydı, “karanlık enerjinin zaman
içerisindeki bu düzenli, sabit etkilerinin gözlemlenemeyeceğini” belirtti.
Gizemli karanlık enerji, evrenin yapı taşlarını birbirinden uzaklaştırıyor. Yapısı bilinmediği, sadece gözlemler sonucu tahmin edilebildiği için, bu gizemli enerjiye karanlık enerji adı veriliyor. Karanlık enerjinin, evrenin yüzde 74′ünü oluşturduğu düşünülüyor. Karanlık madde ise karanlık enerjiye göre daha az gizemli, hakkında daha çok şey biliniyor ve evrenin yüzde 22′sini oluşturuyor. Geriye kalan, atomların oluşturduğu ve gezegenleri, yıldızları ortaya çıkaran olağan madde ise evrenin sadece, yaklaşık yüzde 4′lük bir kısmı. Karanlık enerji düşüncesi, süpernova patlamalarının yerleri arasındaki değişimler gözlemlenerek, 1990′lı yıllarda ortaya atıldı. Bu yeni çalışmayla da, bu düşünce teyit edildi.
Astronomlar önce, “Galaksi Evrim Kaşifi” aracının sağladığı verilerle, uzak evrendeki galaksilerin üç boyutlu bir haritasını çıkardı. Avustralya’daki teleskop yardımıyla da, galaksiler arasındaki mesafelerle ilgili ölçümler yapıldı.
Bu çalışmada, evrenin erken dönemlerinin bıraktığı ses dalgalarından da, galaksiler arasındaki mesafe değişimlerini belirlemek amacıyla yararlanıldı.
Sonuçlar, galaksilerin giderek artan hızla birbirinden uzaklaştığını gösterdi. Bilimadamları, galaksi kümelerinin kentler gibi giderek büyüdüğünü, binlerce galaksilik kümeler oluştuğunu, bu kümelerin yer çekimi etkisiyle kendisine doğru yeni galaksileri çektiğini, ancak karanlık enerjinin ise bu kümeleri dağıtma yönünde çalıştığını, bu nedenle galaksilerin kümelenme sürecinin yavaşladığını belirledi. Bu da karanlık enerjinin, dağıtıcı gücünün ölçülmesine olanak sağladı.
Çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre karanlık enerji ve yer çekimi, birbirine zıt ancak birbirine bağımlı “yin-yang” gibi, iki güç. Evrenin erken zamanlarında yer çekimi baskın durumda idi. Evreni ortaya çıkaran “Büyük Patlama”dan 8 milyar yıl sonra ise karanlık enerjinin gücü öne geçmeye başladı ve evren genişledikçe yer çekimi gücünün etkisi zayıflamaya, madde, giderek hızlanan bir süreçle evrende dağılmaya başladı.
Bundan milyarlarca yıl sonra, karanlık enerjinin daha da baskın hale geleceği düşünülüyor. Milyarlarca yıl sonra galaksiler birbirinden o kadar uzaklaşmış olacak ki, bu galaksilerde yaşayan zeki canlılar bir diğer galaksiyi artık göremeyecek.
NASA astrofizik direktörü Jon Morse, elde edilen sonuçlara ilişkin yaptığı açıklamada, “astronomların son 15 yılda yaptıkları gözlemler, fizik bilimi alanında en şaşırtıcı keşiflerden birinin yapılmasını sağladı. Bu da, evrenin, Büyük Patlama ile tetiklenen genişlemesinin hızlanarak sürdüğüdür. Bağımsız yöntemler ve Galaksi Evrim Kaşifi aracının sağladığı verilerin kullanılmasıyla, karanlık enerjinin varlığından daha fazla emin olduk” dedi.
Karanlık enerjiyle ilgili çalışmaların sonuçlarına ilişkin haber ve görsellere, NASA sitesinden “http://www.nasa.gov/mission_pages/galex/galex20110519.html” bağlantısıyla ulaşılabiliyor.
22.May.2011
Almanya Başbakanı Angela Merkel, 2022 yılına kadar ülkede nükleer enerjiden tümüyle vazgeçilmesi yönündeki görüşleri uygun bulduğunu söyledi.
Başbakan Merkel, genel başkanlığını yaptığı Hıristiyan Demokrat Birlik Partisinin (CDU) Bavyera eyaletinde kardeş parti niteliğindeki Hıristiyan Sosyal Birlik Partisinin (CSU) Andechs manastırında düzenlediği toplantıya katıldı.
Merkel, CSU’nun toplantıda 2022 yılına kadar nükleer enerjiden vazgeçilmesini istemesini uygun bulduğunu belirterek, “Bu doğru bir zaman dilimi” dedi.
Nükleer enerjiden tümüyle vazgeçilmesi konusunda CDU’nun hangi tarihi düşündüğü şeklindeki bir soruya karşılık ise Merkel, bu konuda henüz bir şey söyleyemeyeceğini, öncelikle bu konuda çalışmalar yapmak amacıyla oluşturulan Etik Komisyonu’nun kararlarını beklemek istediğini kaydetti.
07.May.2011
Dünya’nın çekim gücünün uzay ve zamandaki etkilerini büyük bir hassasiyetle ölçebilen NASA bilim adamları ve Amerikalı fizikçiler, Einstein’ın görecelik teorisini teyit ettiler.
California Stanford Üniversitesi’nden fizikçi Francis Everitt, deneyle ilgili olarak, “Gezegenimizin balın içinde, güneşin çevresinde ekseni etrafında döndüğünü hayal edin, etrafındaki bal deforme olacaktır. Uzay ve zamanda da aynı şey oluyor” dedi.
Everitt, Einstein’in 1905′te yayınladığı ünlü teorinin iki kilit aksiyomunu ölçmek için Nisan 2004′te fırlatılan bir uydudaki ultra-hassas dört jiroskobu kullanarak yapılan “Gravity Probe B” adı verilen deneyi yönetti.
Bu aksiyomlardan ilki jeodetik denilen etki ya da çekimsel güç uygulayan bir cismin çevresindeki uzay ve zamanın bükülmesi, deformasyona uğraması, ikincisi de böyle bir cismin kendi etrafında dönerken etkilediği uzay ve zamanın miktarı.
Uydu da Dünya çevresinde kutup yörüngesindeyken tek bir yıldız, IM Pegasi yönünde işaretlendi. Eğer yerin çekimi uzay ve zamanı etkilemesiydi, uydudaki dört jiroskop da aynı yönü işaret ediyor olacaktı. Ancak yerçekimi tarafından çekilen bu jiroskoplar, Einstein’ın görelilik teorisini teyit ederek, ölçülebilir değişiklik bulunduğunu saptadılar.
Francis Everitt, deneyin Einstein’ın teorisinin evrenle ilgili en önemli iki aksiyomunu doğruladığını belirtti. Araştırmanın sonuçları, Amerikan bilim dergisi Physical Review Letters dergisinde yayınlandı.
26.Nis.2011
İsviçre’deki Basel Üniversitesi’nin botanik bahçesinde bulunan dünyanın 2 metre yüksekliğindeki, en kötü kokan çiçeği olarak nitelendirilen “Titan Arum” 75 yıl sonra ilk kez açtı.
Üniversitedeki botanik bahçesinde 2 yıldır açması beklenen, ceset kokusunu andıran pis bir kokuya sahip olan, aynı zamanda dünyanın en büyük çiçeği olarak nitelendirilen “Titan Arum” ziyaretçi akınına uğradı.
Pis kokusu nedeniyle “leş çiçeği”, “ceset çiçeği” ya da “ceset bitkisi” de denilen botanikte “amorphophallus titanum” olarak adlandırılan 2 metre yüksekliğindeki çiçeği en az 10 bin kişinin gelip görmesi bekleniyor.
Uzmanlar, yapay yöntemlerle üretilen bu çiçeğin dünya çapında şimdiye kadar 134 kez açtığı belirtildi.