Bilim ve Teknoloji
Bilim ve Teknoloji
Bilim ve Teknoloji
Tüm kadın giyim markası fırsatları için tıklayın !
13.Ağu.2010
Atatürk’ün kayıtlardan yıllarca aşina olduğumuz sesinin gerçek sesi olmadığı ortaya çıktı… Aslında orijinal sesi bilinenin aksine tiz değil daha tokmuş… Bunu Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptığı arşiv çalışması ile gün yüzüne çıkardı. Sadece Atatürk’ün sesi değil daha bir çok tarihi kayıt da bu çalışma ile ortaya çıktı. O çalışmayı Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik CNN TÜRK’e anlattı…
Mustafa Kemal Atatürk’ün kürsünün başında Cumhuriyetin 10. yıldönümü ile iligili yaptığı konuşmasındaki sesin kendisine ait olmadığı anlaşıldı.
Üstelik sadece bu kayıt değil diğer birçok kayıttaki tiz sesin Atatürk’e ait olmadığı, Atatürk’ün sesinin tok olduğu öğrenildi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptığı arşiv çalışması ile Atatürk’ün orjinal sesinin kaydına ulaştı.
Bakanlık henüz o kayıtları kamuoyuyla paylaşmadı. İncelemeler ise sürüyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik, CNN TÜRK canlı yayında Atatürk’ün orijinal sesi ile aşina olduğumuz sesinin farkını anlattı.
Peki neden yıllarca Atatürk’ün sesi kayıtlarda tiz çıkıyordu?
Çelik’e göre eski kayıt teknolojilere ait filmler yanar tabanlı olduğu için kameramanlar filmleri elle çekiyordu ve kayıtların restorasyon işlemleri yapılmadığı için sesler tiz çıkıyordu.
Yapılan restorasyonla Atatürk’ün tiz çıkıyor gibi görünen sesi net haline getirildi.
Bakanlık arşivlerinde Osmanlı Padişahlarından Abdülhamid, İsmet İnönü ve Adnan Menderes gibi isimlerin konuşmalarını içeren hiç gün yüzüne çıkmamış 2 bin 400 kutu film bulunuyor. Bu filmlerden incelemeden geçirilecek.
02.Haz.2010
Türk Bağımsızlık Savaşı, XX.yüzyılda emperyalizme, sömürgeciliğe karşı girişilen ilk büyük kurtuluş hareketidir.
30 Ağustos hem bir son, hem de bir başlangıçtır. Başkumandanlık Meydan Muharebesi, Türk Bağımsızlık Savaşını zaferle taçlandırıp sona erdirirken, yalnız Türk Milleti için değil, bütün “mazlum milletler” için yepyeni bir dönem başlatmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk, Türk Milletinin bağrından doğmuş bir Millî Kurtuluş hareketini dağınıklıktan kurtarıp birleştiren, canlandıran, örgütleyen, askerî ve siyasî alanlarda zafere ulaştıran büyük önderdir. Fakat Mustafa Kemal Atatürk, yalnız Türk Milletinin Bağımsızlık Savaşının eşsiz önderi olmakla kalmamış, bütün ezilen milletler için kurtuluş meşgalesini yakmış, onlara umut vermiş, yol göstermiş, örnek olmuştur.
Mustafa Kemal Atatürk, daha Millî Mücadele sürerken, bu mücadelenin milletlerarası alanda doğuracağı yankı ve etkileri açıkça görerek, şu sözleri söylemiştir:
“Türkiye’nin bugünkü mücadelesi yalnız kendi nam ve hesabına olsaydı belki daha kısa, daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi. Türkiye büyük ve mühim bir gayret sarf ediyor. Çünkü, müdafaa ettiği, bütün mazlum {ezilen) milletlerin … davasıdır”.1
30 Ağustos 1922 Başkumandanlık Meydan Muharebesinde kazanılan ve Atatürk’ün deyimiyle, istilâ ordularını “Anadolu’nun harim-i ismetinde yok eden” kesin sonuçlu zafer, yeni Türk Devletinin diplomatik ve siyasî alanda elde edeceği büyük başarıların askerî temelini teşkil etmiş Yunanistan’da bir hükümet başkanının, bir eski başkomutanın, birçok bakanın idamına yol açmış mağrur ve iddialı bir İngiltere Başbakanını güç duruma düşürmüş Avrupa devletlerinin Türkiye’ye bakış açılarında büyük değişiklikler doğurmuş yalnız Orta Doğu’da değil, Asya ve Afrika’da tarihin akışını etkilemiştir.
02.Haz.2010
Bir ülkede millî birliğin sağlanabilmesi için çeşitli yollar denenebilir ve bu hususta değişik fikirler ortaya atılabilinir. Hele siyasî maksatla birlik ve beraberlikten değişik üslûplarda sözler de söylenebilir. Ancak ben burada millî birlik hususunda ne yeni bir yol arayacağım, ne de başka milletlerin bu işi nasıl gerçekleştirdiklerini irdeleyeceğim. Benim burada amacım, hepimizin bildiği, kendisine çok şeyler borçlu olduğumuz Atatürk’ün millî mücadele döneminden sonra şekil verdiği yeni devletinin devamlı olabilmesi için nelere ihtiyaç duyduğumuzu anlatan cümlelerini bir daha tekrarlamak ve hafızalarımızı tazelemektir.
Millî birliğin taşıdığı anlamı Atatürk şu düşünceleriyle dile getiriyor: “Bir yurdun en değerli varlığı, yurttaşlar arasında ulusal birlik, iyi geçinme ve çalışkanlık duygu ve kabiliyetlerinin olgunluğudur. Ulus varlığını ve yurt erginliğini korumak için bütün yurttaşların canını ve her şeyini derhal ortaya koymaya karar vermiş olmak, bir ulusun en yenilmez silâhı ve koruma vasıtasıdır. Bu sebeple, Türk ulusunun idaresinde ve korunmasında ulusal birlik, ulusal duygu, ulusal kültür en yüksekte göz diktiğimiz idealdir.
Yüksek ve inkılâpçı bir kültür seviyesine varmak için, önümüzdeki yıllarda daha çok emek vereceğiz. Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek, ana siyasamızın açık dileğidir.
17.Mar.2010
Einstein`ın mustafa Kemal Atatürk’e yolladığı mektup işte o mektup nedemiş bakalım.
Ekselansları Atatürk
OSE Dünya Birliği’nin şeref başkanı olarak, Almanya’dan 40 profesörle doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye’de devam etmelerine müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselanslarından rica ediyorum. Sözü edilen kişiler , Almanya’da halen yürürlükte olan yasalar nedeni ile mesleklerini icra edememektedirler. Çoğu geniş tecrübe , bilgi ve ilmi liyakat sahibi bulunan bu kişiler , yeni bir ülkede yaşadıkları takdirde son derece faydalı olacaklarını ispat edebilirler.
Ekselanslarından ülkenizde yerleşmeleri ve çalışmalarına devam etmeleri için izin vermeniz konusunda başvuruda bulunduğumuz tecrübe sahibi uzman ve seçkin akademisyen olan bu 40 kişi , birliğimize yapılan çok sayıda müracaat arasından seçilmişlerdir. Bu ilim adamları , hükümetinizin talimatları doğrultusunda kurumlarınızın herhangi birinde bir yıl boyunca hiçbir karşılık beklemeden çalışmayı arzu etmektedirler.
Bu başvuruya destek vermek maksadıyla , hükümetinizin talebi kabul etmesi halinde sadece yüksek seviyede bir insani faaliyette bulunmuş olmakla kalmayacağı, bunun ülkenize de ayrıca kazanç getireceği ümidimi ifade etmek cüretini buluyorum
Ekselanslarının sadık hizmetkarı olmaktan şeref duyan
Prof. Albert Einstein
14.Mar.2010
:::ATATÜRK DEVRİMLERİ:::
Atatürk askeri bir dahi ve karizmatik bir lider olduğu gibi, aynı zamanda büyük bir devrimciydi. O dönemlerde, Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi ve kültürel açıdan gelişmiş toplumların aktif bir üyesi olabilmesi için, modernize edilmesi çok önemli idi. Mustafa Kemal ülkesindeki yaşamı modernize etmiştir. Atatürk 1924 ile 1938 yılları arasında, insanlarının kurtuluşları ve hayatta kalabilmeleri için yaşamsal öneme sahip olan devrimleri hayata geçirmiştir. Tüm bu devrimler, Türk halkı tarafından büyük bir coşku ile karşılanmıştı.
Harf Devrimi
Atatürk`ün gerçekleştirmiş olduğu en önemli devrimlerden birisi, Arap alfabesinin kaldırılması ve Latin alfabesinin kabul edilmesi olmuştur. 3 Kasım 1928 tarihinde, yeni Türk Alfabesi kabul edilmiştir.
Kıyafet Devrimi
Kıyafet devrimi ile birlikte, kadınlar çarşaf giymekten vazgeçerek, modern kadın elbiseleri giymeye başladılar. Erkekler ise fes yerine şapka giymeye başladılar.
Hukuk Sisteminin Laikleştirilmesi
1920 yılında kurulmuş olan yeni Türkiye Devletinin yeni bir hukuk sistemine ihtiyacı vardı. Atatürk, Şeriat Kanununun yerine İsviçre Medeni Kanununu getirmiş, o dönemde geçerli olan ceza yasasının yerine ise İtalyan Ceza Yasasını getirmiştir. Türk Hukuk Sistemi ise tüm çağdaş gereksinimler çerçevesinde modernize edilmiştir.
Öğrenimin Laikleştirilmesi
19. Yüzyıl başlarına dek, Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde çeşitli eğitim sistemleri uygulanmaktaydı. Atatürk İslami eğitim veren medrese sisteminin yeni toplumun ihtiyaçlarına cevap veremeyeceğini gördü. Bu nedenle, batı modellerine benzeyen yeni bir eğitim sisteminin oluşturulması gerekliydi. Böylece, mevcut sistem değiştirilerek 1933 yılında bir üniversite reformu gerçekleştirilmiştir.
Kadınlara Sağlanan Medeni Haklar
Atatürk Devrimleri ile birlikte, yüzyıllar boyunca ihmal edilmiş olan Türk kadınına yeni haklar tanınmıştır.