REMZİYE HİSAR kimdir

smi fazla duyulmamış bir ilk. Türkiye Cumhuriyetinin ilk kadın kimyageri olmasının yanı sıra Fransanın Sorbonne Üniversitesinden mezun olan ilk Türk kadını.

Remziye Hisarın doksan yıllık roman gibi hayatı 1902 yılında Üsküpte başladı. Zekâsının ilk sinyallerini üç yıllık Mektep-i İptidaiyi bir yılda bitirmesi ve dokuz yaşında ilk diplomasını almasıyla verdi. Buradan sonra devam ettiği İstanbul Darülmuallimatını da birincilikle bitirdi ve mezun olduktan sonra Darülfünunun Kimya bölümüne kaydını yaptırdı. Kimyayı seçme nedenini bir röportajında Fen derslerinde kanunlarda olsun, buluşlarda oldun hep yabancı isimler görmek beni kahrediyordu. Fen alanında bir tek Türk ismi görememenin ezikliğini, bu dalda başarılı olursam giderebilirim sanıyordum cümleleriyle açıklamıştır.

Azerbaycanda ve Anadolunun çeşitli yerlerinde öğretmenlik yaptıktan sonra eşinin ısrarlarıyla Parise gitti. Adını bilim dünyasında duyurmak amacıyla Sorbonne Üniversitesinin Kimya Bölümünde öğrenim görmeye başladı. Sorbonneda o yıllarda Langevin ve Madam Curie gibi çok tanınmış hocalar eğitim vermekteydi.

Remziye Hisara göre onların derslerini izlemek ve onları tanıyabilmek kendisine çektiği bütün zahmetleri unutturuyordu. Buradan Biyokimya Sertifikasını aldıktan sonra, bursu kesildiği için, doktorasına başlayamadan Türkiyeye dönmek zorunda kaldı. Uzun uğraşlardan sonra 1930da doktorasını yapmak için yeniden Parise gitti. Tezini tamamladıktan sonra doçent adayı olarak yurda döndü. 1933- 1936 yılları arasında İstanbul Üniversitesinde kimya ve fiziko kimya doçenti olarak görev yaptı. 1947de İstanbul Teknik Üniversitesi Makine ve Kimya Fakültelerinde kimya doçentliğine başladıktan sonra 1959 yılında profesör oldu. 1973 yılında ise emekliye ayrıldı.

Tam bir Cumhuriyet kadını olan Remziye Hisar aynı zamanda dünyaca ünlü fizikçi Feza Gürseyin ve Milletlerarası Psikoloji Cemiyetinin tek Türk üyesi, psikiyatrist Deha Hanımın annesidir.

Doksan yıllık yaşamını bağımsızlık tutkusu ve bilime olan inancıyla dolu dolu geçiren Remziye Hisarın şu sözleri, yaşadığı dönemi ve o dönemin bilim insanlarının mücadelesini açıklamaktadır. Mütareke yılları biz kadınların meslek seçiminde fazla şanslı olmadığı yıllardı. Bizim kuşağın okuma tutkusu, tarihimizin bu mücadeleli günleri bilindiğinde anlaşılır ancak. Kadınların sadece öğretmenlik yapabildiği gençlik günlerime dönüp baktığımda ne çok yol aldığımızı daha iyi görüyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>