Evrende her şey Atomik bir yapıya sahip, dolayısıyla bizler de Atomik bir yapıya sahibiz. Bu, bizim aynı zamanda Tanrısal Gücümüz…

Aslinda Atomik yapida olan her sey birbiriyle baglantida…

Makro-kozmoz ve mikro-kozmozun baglantisi gibi…

Kuantum fizigi bizi maddenin enerjiye dönüştüğü bir alana bagliyor. Orasi mikro-kozmoz…O alanda atom altı parçacıklar, hızla hareket eden enerji parçacıklarından başka bir şey değil ve bu parçacıklar insan düşüncesinin yaydığı enerjiye cevap veriyor…ve insan zihni makro-kozmoz ile baglantida.

Kuantum dusunce teknigi insani ve yasami derinlemesine inceleyen, tum varolusla baglantisini spirituel acidan da gorme gayretinde olan yuksek bir bilinc yansitiyor. Kuantum bakis ile Astrolojinin yuzyillardir var olan gizemli ogretisinin bulusma noktalari, icinde bulundugumuz bu gecis doneminde bedensel ve dusunsel kavrama gucumuze onemli bir destek sagliyor. Ayrica, gezegenlerin transitleriyle, kozmik dongulerin sadece kisisel yasamimiza degil ayni zamanda çok önemli tarihsel olaylar üzerine de etkisi oldugu acikca goruluyor.

Kuantum sahasında insanların düşünce ve davranışları geçmişte yaşadıkları, doğumla birlikte ya da anne karnında aldıkları etkilerle biçimleniyor. Bir şekilde kayıt ettiğimiz bu olaylar beyin kimyamızı, yani duygularımızı etkiliyor. Bu kimyasallar hücrelere elektronik sinyaller olarak taşınıyor… böylece duygular daha önceki elektrik sinyallerinin otomatik olarak devreye girmesi şeklinde tanımlanıyor. Bizler çekirdek inançlar geliştiriyoruz ve tüm yaşamımızı bu inançlara ve kalıplara dayandırabiliyoruz. İşte Ezoterik ve Ruhsal Astroloji bize bu olası inançlarımızı ve kalıplarımızı söyleyebiliyor. Buna potansiyel gecmis yasam etkilerini de ekleyebiliyor.

Kuantum Teorisi bize diyor ki, “Uyan ve saplanıp kaldığın o yerden çık…bu yaşadığın muhteşem evren sonsuz potansiyellere sahip!..Peki sen ne yapıyorsun? Kaderim budur deyip mutsuz mutsuz oturuyor musun?.”.